3 Temmuz 2018

Yeni Audi A7 Sportback: Sportifliğin en güzel hali

Prologue ile başlayan Audi markasının yeni tasarımı dilini ve gelecek öngörüsünü temsil eden A7 Sportback, lüks sınıfta standartları yeniden belirliyor. Dört kapılı Coupe, dinamik çizgiler, sistematik dijitalleştirme, sportif bir sürüş deneyimi ve çok yönlü bir alan konsepti ile Gran Turismo kavramının yeni tarzını ortaya koyuyor.
Yeni A7 Sportback’in dış tasarımı Audi’nin geniş yüzeylerin, keskin kenarların ve değişken ışık ve gölgelerin öne çıktığı yeni, progresif tasarım dili ile dikkatleri çekiyor.Gran Turismo’nun dinamik karakteri, geniş ve alçak tek parça ızgarası ve öne çıkan hava kanalları ile daha ilk bakışta göze çarpıyor. Yatay olarak uzanan on iki ayrı ışık şeridi ve iki adet opsiyonel far seçeneğiyle aydınlatmaya imzasını atıyor.Seride üst düzey bir özellik olarak sunulan, Audi lazer ışığı teknolojisiyle donatılmış HD Matrix LED farları, mavi ışıklı reflektör ile ayırt etmek mümkün.

Sistematik dijitalleşme: MMI dokunmatik ekran ve çevrimiçi sesli kumanda
Yeni A8 ile başlatılan dijitalleşme stratejisinin devamında yeni Audi A7 Sportback, akustik haptik geribildirime sahip bir MMI dokunmatik ekran konseptiyle donatıldı. Buna göre, bir fonksiyonun etkinleştirildiği, ekrana dokunurken hissedilebiliyor ve klik sesi duyuluyor. Audi’nin opsiyonel olarak sunulan sesli kumanda özelliği, MMI navigasyon ve üstündeki sistemlerde doğal bir dil ile diyalog kurulacak şekilde tasarlandı. Bu sistem, hem araç içi bilgilerini hem de buluttan aldığı bilgileri kullanarak tüm verileri işliyor. MMI navigation plus sisteminde aynı zamanda Audi sanal kokpit uygulaması da yer alıyor.
Daha dinamik bir sürüş ve daha konforlu uzun mesafe yolculuklar: Şasi
Audi, yeni A7 Sportback’te 39 farklı sürücü asistan sistemi seçeneği ile karşımıza çıkıyor.
Yeni Audi A7 Sportback’te dinamizm ile konforun buluşması daha da optimize ediliyor. Şehirdışı yollarında kıvrılırken dinamik bir çeviklik sağlayan bu özellik, otoyolda da konforlu bir sürüş sunuyor. Opsiyonel olarak yer verilen dinamik dört tekerlekten yönlendirme özelliği, direkt direksiyon kontrolünü üstün bir stabiliteyle buluşturuyor. Ön aksta, yönlendirme oranını sürüş durumuna göre değiştiren bu fonksiyon, arka aksta ise tekerlekleri hıza göre değişecek şekilde, ön tekerlerle aynı veya ön tekerlerden farklı bir yönde çeviriyor.Temel direksiyon donanımında bile sürücüye yolla ilgili yoğun bir geribildirim veren yeni bir iyileştirilmiş direksiyon konsepti mevcut.

Geniş tabanlı elektrikli sistem: Tüm motorlara uygun yarı hibrit sistem
Yeni Audi A7 Sportback’in tahrik sistemi, yeni yarı hibrit sistem (MHEV) sayesinde artık daha da verimli. Coupé’nin piyasaya çıkan ilk versiyonunda 3.0 TDI motor bulunuyor. MHEV sistemi, her iki motorda da 48 voltluk bir ana elektrik sistemi ve alternatör marş motoru (BAS) ile çalışarak 12 kilovata varan gücü geri kazanıyor.
Start-stop özelliği artık saatte 22 km hıza kadar devreye girebiliyor. Otomobilin 3.0 TFSI versiyonunda yedi ileri S tronik, 3.0 TDI versiyonunda ise sekiz ileri tiptronik şanzıman donanımı mevcut. S tronik şanzıman ile birlikte quattro güç aktarım sisteminde, arka teker tahrik sistemini ihtiyaca göre devreye alan verimli bir ultra teknoloji kullanılıyor.
3.0 TFSI turbo şarjlı V6 motorun gücü 340 HP, torku ise 500 Nm. Dört kapılı coupé’yi saatte 0’dan 100 km’ye 5,3 saniyede çıkarabiliyor. Maksimum hız ise saatte 250 km. 286 hp güç ve 620 Nm tork performansı gösteren 3.0 TDI motor ise saatte 0’dan 100 km hıza 5,7 saniyede ulaşıyor.
Gövde konsepti: Coupé, Sedan ve Avant bir arada
Coupé’nin tasarımı, sedanın büyüklüğü ve Avant’ın çeşitliliği. Yeni Audi A7 Sportback üç dünyanın en iyilerini bünyesinde sergiliyor. İç mekanı önceki modele göre 21 milimetredaha uzun olan otomobilin 535 litrelik bagaj hacmi, arka koltukların yatırılmasıyla 1.390 litreye çıkabiliyor.

18 Haziran 2018

Q ailesinin yeni yüzü: Audi Q8

Audi quattro özelliklerini taşıyan etkileyici Audi Q8, benzersiz dış tasarımı, geniş ve zarif iç mekanı, ileri teknoloji ürünü navigasyon, bilgi ve eğlence sistemleri ile Q ailesinin yeni yüzü olacak.

Audi Q8 dört kapılı lüks bir coupé’nin pratik çok yönlülüğünü geniş bir SUV’nin avantajları ile bir araya getiriyor. Son derece donanımlı, kapsamlı bir bağlanabilirlik sunan ve arazi sürüşüne uygun dayanıklılığa sahip olan bu otomobil, hem iş seyahatleri hem de keyif amaçlı sürüşler için ideal bir yol arkadaşı.
Esnek, sportif, zarif: boyutsal ve mekan konsepti
Sportif dinamizm ve üst düzey prestij hissi Audi Q8’de markanın ürettiği diğer tüm SUV’lerden daha belirgin. 4,99 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğinde ve 1,71 metre yüksekliğindeki SUV coupé, kardeşi Q7 modelinden daha geniş, daha kısa ve daha yere yakın. Neredeyse 3 metreye ulaşan aks mesafesi sayesinde, iç mekan uzunluk ve yükseklik yönünden rakiplerinden daha ferah. Arka koltuklar yatırıldığında ise, bagajın toplam hacmi 1.755 litreye ulaşıyor.
Q ailesi için yeni dış tasarım
Etkileyici sekizgen tek parça ızgarası ile Audi Q8, Q ailesinin yeni yüzü. Dik konumdaki güçlü radyatör ızgarası, öne doğru uzatılan spoiler ve sert çizgilere sahip hava kanallarıyla birleşerek, otomobile kendine güvenen bir görünüm kazandırıyor. Zarif bir kavisle arkaya uzanan tavan ise hafif bir eğime sahip D sütunuyla buluşarak, 22 inçlik tekerleklere ev sahipliği yapan tekerlek kemerlerinin üzerindeki quattro çizgisinde son buluyor. Otomobilin birçok ayrıntısı, orijinal quattro tasarımını akla getiriyor. Otomobilde standart olarak LED farlar bulunuyor, HD Matrix LED teknolojisi ise opsiyonel bir donanım olarak sunuluyor. Hem gündüz farları hem de arka lambaları üç boyutlu görünümleri ile dijital bir karaktere sahip.
Sportif bir sürüş deneyimi
Audi ve quattro, birbirinden ayrı düşünülemez. Bu, markanın en üst sınıf SUV’si Q8 için de geçerli. Tümüyle mekanik orta diferansiyel motorun ürettiği gücü ön ve arka aksa standart olarak 40:60 oranında aktarıyor. Gerektiğinde ise, gücün büyük kısmı daha fazla yol tutuşuna sahip olan aksa yönlendiriliyor. Buna ek olarak 254 milimetrelik zemin yüksekliği, ön ve arka çıkıntıların kısalığı ve yokuş aşağı iniş kontrolü sayesinde Audi Q8, asfaltın bittiği noktadan sonra da aynı performansla yoluna devam edebiliyor. Sönümleme kontrollü süspansiyon, Q8’de standart bir özellik. Audi aynı zamanda konfor ve spor modlarında adaptif havalı süspansiyonu da opsiyonel bir özellik olarak sunuyor. Bu versiyonda zemin yüksekliği yol koşullarına ve sürücünün tercihine göre 90 milimetre kadar oynayabiliyor.
Standart özellik olarak gelen, direksiyon çevrildikçe dönüş oranını arttıran progresif direksiyona ek olarak, dört tekerlekten yönlendirme sistemi de opsiyonel. Bu sistemde 5 dereceye kadar yön değiştirebilen arka tekerlekler düşük hızlarda yapılan dönüşlerde çevikliği artırmak için dönüş yönünün tersine, yüksek hızlarda ise dengeyi artırmak için dönüş yönüne çevriliyor.

Dört tekerlekten çekiş sistemi, yeni yarı hibrit elektrikli otomobil teknolojisi (MHEV) sayesinde son derece verimli. Otomobilin 48 voltluk ana elektrik sisteminin iki önemli bileşeni var: lityum-iyon batarya ve bir kayışlı alternatör marş motoru. Fren esnasında bu sistem 12 kW kadar gücü geri kazanarak, tekrar bataryaya aktarıyor.
Hassas ve net kontrol ve göstergeler
Yeni Audi Q8’in MMI dokunmatik ekranlı yönetim konsepti sayesinde otomobilin hemen tüm fonksiyonlarına iki geniş ekran vasıtasıyla ulaşmak mümkün. Üstteki 10,1 inçlik ekran, bilgi ve eğlence sistemi ile navigasyon tarafından kullanılırken, sürücü ise 8,6 inçlik ekran üzerinden otomobilin ısıtma ve havalandırma sistemi ile konfor fonksiyonlarını yönetebiliyor ve yazı yazabiliyor.

Kullanıcı bir düğmeye bastığında titreşim ve sesle geribildirim alıyor. Buna ek olarak, sesli kumanda sistemi sayesinde Audi Q8 akıllı bir konuşma arkadaşına dönüşüyor. Sürücü, sisteme sesli komut verirken belirli kalıplara bağlı kalmak zorunda değil, örneğin yakındaki restoranları bulması için “Acıktım” demesi yeterli.

Otomobilin göstergeleri, tümüyle dijital Audi sanal kokpitinde yer alıyor. Yüksek çözünürlüklü 12,3 inçlik ekran, çok fonksiyonlu direksiyon yardımıyla değiştirilebilen iki farklı görünüm seçeneğine sahip. Opsiyonel plus seçeneği ise sportif üçüncü bir görünüm daha sunuyor. Baş üstü göstergesi ayrıca navigasyona yardımcı olan kapsamlı bir şerit asistanı gibi önemli bilgileri ön cama yansıtıyor.

28 Mayıs 2018

Citroën’den Ultra-Modüler Bir Suv: C5 Aircross


Ürün gamındaki SUV modellerinin sayısını artıran Citroën, yeni SUV modeli C5 Aircross’u tanıttı. Markanın amiral gemisi görevini üstlenecek olan yeni nesil SUV C5 Aircross, sunulan 30 farklı gövde kombinasyonu sayesinde tüketicilere geniş kişiselleştirme imkanı sunuyor. 
Citroën Advanced Comfort® programının elçisi olan C5 Aircross, SUV segmentindeki en modüler ve konforlu model olma iddiasında. Yeni Progressive Hydraulic Cushions™ (Kademeli Hidrolik Destekli) süspansiyon sistemi ve Advanced Comfort® koltuklarla donatılan C5 Aircross çok konforlu bir yolculuk deneyimi sunuyor.
Ayrı ayrı kaydırılabilen, katlanabilen ve yatırılabilen arka koltuklar sayesinde otomobilin bagaj hacmi 580 litre ile 720 litre arasında değişebiliyor. Sınıfının standartlarının üzerinde bagaj hacmi sunan C5 Aircross benzeri görülmemiş bir modülerlik sağlıyor. 
C5 Aircross, ön camın üst kısmında yer alan bir kamera ve ön tamponun içindeki radar sensörü sayesinde otonom sürüşe doğru önemli bir adım olan, aralarında, Aktif Güvenlik Freni, Stop&Go özelliğine sahip Adaptif Cruise Control, Şeritte Kalma Asistanı, Park Asistanı, zorlu koşullarda sürücülere destek olan Yokuş İniş Destek Sistemi ve Grip Control’ün de bulunduğu 20 farklı sürüş ve konfor destek sistemi ile donatıldı.
C5 Aircross, yüksek performanslı, Euro 6.2 standartlarını karşılayan benzinli ve dizel motor seçenekleri ve yakıt avantajı sağlayan daha hafif 8 vitesli EAT8 tam otomatik şanzıman ile geliyor.
Fransa’daki Rennes-La Janais tesisinde üretilen C5 Aircross, 2018 yılı sonunda satışa sunulacak. 2019 yılının sonunda sunulması planlanan Plug-in Hybrid (PHEV) versiyonu ise Citroën’in ilk Plug-in Hybrid modeli olacak.

Yeni Audi A6, bu yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de satışa sunulacak


Tamamen yenilenen sekizinci nesil Yeni Audi A6, tüm motor seçeneklerinde sunulan hibrit teknolojisi, sürüş güvenliğini daha da artıran 39 adet asistan sistemleri, sezgisel kullanım özellikli bilgi ve eğlence sistemleri ve dinamik tüm tekerden yönlendirme sistemi ile otomobilde business class konforunu güncelledi. Yeni Audi A6, bu yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de satışa sunulacak. 
Audi, Yeni A6 ile başarılı sedan modelinin sekizinci neslinde, segmentine sayısız yenilik getiriyor. Dijitalleşme, rahatlık ve sportiflik yönünden, incelikle tasarlanan Audi A6, lüks sınıf otomobiller arasında çok yönlü bir yetenek. Tümüyle dijital ve dokunmatik MMI sistemi, araç içi bilgi ve eğlence sistemleri için kolay bir kullanım sunuyor. Sistematik olarak dijitalleştirilen iç mekan, segmentinde çığır açacak nitelikte. Süspansiyon, pürüzsüz bir sürüşün konfor ve dengesini, sportif bir karakter ile bir araya getiriyor.Tüm motor seçeneklerinde rahatlık ve verimliliği gözeten yarı hibrit sistem yer alıyor.
Audi’nin dokunmatik Multi Medya Arayüzü (MMI) sisteminin yeni Audi A6’da yer alan versiyonu, akıllı telefona benzer ekranı ve işletim sistemiyle sezgisel kullanım imkanı sunuyor. Önceki modelde bulunan birçok düğme ve kontrolün yerini iki geniş ekran aldı. A6 bu güncelleme sayesinde uçtan uca dijitalleşmeyi “business class” ile tanıştırıyor. MMI sistemi, sesli kumanda sayesinde kendisine yöneltilen soru ve komutları araç içi bilgisayarda kayıtlı verileri kullanarak ya da MMI navigasyon plus desteğiyle, buluttan edindiği bilgiler sayesinde işliyor.
MMI navigasyon plus ayrıca navigasyon sistemine çok sayıda yeni özellik getiriyor. Bunlar arasında yer alan otomatik öğrenme fonksiyonu, kullanılan yolları öğrenerek sürücüye aramalarda akıllı tavsiyeler sunuyor. HERE tarafından işletilen sunucularla sağlanan güzergah tavsiyelerinde, tüm bölgenin trafik durumu göz önünde bulunduruluyor.
Sürücü destek sistemleri ile daha fazla güvenlik ve konfor
Yeni A6, 39’a kadar çıkan sürücü destek sistemiyle premium sınıfta yeni standartlar yaratıyor.
Süspansiyona getirilen yenilikçi çözümler sayesinde yeni Audi A6, önceki versiyonuna kıyasla daha sportif. Standart özellik olarak gelen ilerici direksiyonun halihazırda otomobile kattığı sportiflik, direksiyon açısı arttıkça daha da belirgin hale gelirken, yeni süspansiyon konsepti otomobilin zemine verdiği tepkileri incelikle yansıtıyor. Şehir içinde yüksek manevra kabiliyeti sunan yeni Audi A6, kırsal yollarda çevik, otobanda ise dengeli ve konforlu bir otomobil.
Bu üst düzey çeviklik ve manevra kabiliyetinde, opsiyonel olarak sunulan dinamik tüm tekerlerden yönlendirme sistemi büyük rol oynuyor. Bu sistem sayesinde, neredeyse beş metre uzunluğundaki sedanla manevra yapmak da oldukça kolay bir hale geliyor. Yüksek hızda ise tekerlekler aynı yönde dönerek, düz yolda veya şerit değiştirirken daha dengeli bir sürüş sağlıyor. Dolayısıyla A6, sürücüye yüksek hızlarda istikrarlı bir sürüşten ötesini sunuyor. Direksiyon hareketlerinin özellikle arka koltuklarda daha hafif hissedilmesini sağlayan sistem, bu sayede yolcu konforunu da iyileştiriyor.
Yeni Audi A6, ilk etapta 3.0 TDI motor seçeneği ile pazara sunulacak. Konfor ve verimliliği artırmak adına tüm motorlarında yarı hibrit sisteminin kullanıldığı otomobil, 286 HP güç üretiyor. Yeni Audi A6’nın 3.0 TDI motorlu versiyonunda sekiz ileri tiptronic şanzıman ve quattro dört tekerlekten çekiş sistemi standart olarak bulunuyor.


11 Mayıs 2018

Rolls-Royce’un ilk arazi aracı yeni Cullinan’ı tanıttı

Rolls-Royce’un ilk arazi aracı yeni Cullinan’ı tüm dünyada eş zamanlı online tanıttı.

Rolls-Royce üç yıl önce 4x4 için çalışmalara başladığını duyurmuştu. Dünya üzerindeki müşteriler "Rolls-Royce'dan" daha önce hiçbir SUV’da görülmemiş performansı ve lüksü bir arada sunmasını istediler. Rolls-Royce, karşılaşabilinecek tüm zorlukların üstesinden gelebilecek beceriye sahip, kullanıcısını dünyanın diğer ucuna götürebilecek Cullinan’ı tasarladı.
Cullinan, daha önce hiç görülmemiş bir Rolls-Royce. Sir Henry Royce`un "Yaptığınız her işte mükemmellik için gayret edin. Var olanın en iyisini daha iyi hale getirin. Var olmadığı zaman ise onu yaratın" dediğindeki düşüncesinin bugün hayata geçmiş halidir Cullinanr.

Rolls-Royce CEO'su Muller-Ötvös "Müşterilerimize bir SUV`de bulamadıklarını sunduğumuzu biliyoruz. Hayatlarında sınır kabul etmeyen bu yeni öncülerin cesaretleri ve macera duyguları deneyimlerini belirliyor.
Cullinan, kusursuz lüksün ve off-road kapasitesi ile harmanlandığı en saf biçimidir. Tarih bizim emsalimizi oluşturdu ve bugün Rolls-Royce harekete geçme çağrısını yanıtlıyor. Hayalperestlere, maceracılara, kaşiflere ve özgürlüğün üstünlüğüne inananlara cevabımız Rolls-RoyceCullinan'dır. Her yere zahmetsiz yolculuk, Cullinan'ın arkasındaki bir vaat değildir. Bu gerçektir" dedi.
İsmini şu anda İngiliz Kraliyet tacının üzerinde bulunan dünyanın en büyük elmasından alan Cullinan, 2018'in ve tüm zamanların muhtemelen en çok beklenen Rolls-Royce otomobiliydi. Çağdaş ve fonksiyonel tasarım, artan SUV araçlar karşısında, Cullinan'ı ikonikleştiriyor.

Rolls-Royce'un en pratik hali olan Cullinan, günümüzde mevcut olanlar arasından, çok yönlülüğü, aile odaklılığı ve eğlenceli sürüşüyle sıyrılan en lüks SUV'dir. Yepyeni alüminyum lüks mimarisi üzerine oturtulan ikinci Rolls-Royce olan Cullinan, dünyada teknolojik olarak en gelişmiş ve yalnızca amaca yönelen bir otomobildir. Gezegenin tümünde oluşabilecek her türlü tahribata karşı test edilen Cullinan, Rolls-Royce'un yol alışkanlıklarından herhangi bir taviz vermeden, "sihirli halı sürüşü" gelişimini, arazi sürüşü keyfiyle birleştiren inanılmaz yetenekli off-road aracıdır.
Meşhur sihirli halı sürüşü, daha hafif mimarisi ve en son otomatik dengeleme hava süspansiyonu sayesinde yolda ve yol üzerinde etkili bir sürüş sağlıyor. Mevcut havalı süspansiyon sisteminin kapsamlı bir şekilde yeniden yapılandırılmasıyla, pervane şaftlarının güçlendirilmesi, sürücünün ön tekerleklere dahil edilmesi ve yeni 6.75 litrelik ikiz turbo V12 Rolls-Royce motorunun tam olarak yeniden işlenmesi, mümkün olan en düşük devir sayılarda (850Nm) doğru tork seviyesini (1,600 devir / dakika) sağladı. Rolls-Royce mühendislik ekibi, Cullinan'ın lüks Rolls-Royce araç sahiplerini daha önce hiç seyahat etmediği yerlere götürmesini sağlıyor.
Suv sektörünün ilk "Üç kutu" otomobili Cullinan'ın bölme duvarı, bagaj bölmesinden uzaklaşan yolcular için ayrı bir ortam yaratıyor.
Cullinan'daki koltuklar Rolls-Royce kalitesini ve işçiliğini sergileyen cesur, kendine güvenen bir karaktere sahip. Yeni koltuklar, Rolls-Royce’ın deri zanaat ustalığını da gözler önüne seriyor, çünkü tüm sırt paneli, üç boyutlu bir yüzey elde etmek için tek bir deriden üretildi. Cullinan'ın arka yolcu bölmesi, özel ihtiyaçlar için, evde hissi yaratacak en iyi koltuğu sunmak üzere tasarlanmıştır. Arkada iki çeşit koltuk konfigürasyonu sunulmaktadır. Salon Koltukları veya Bireysel Koltuklar. Salon koltuk konfigürasyonu, iki seçeneğin daha işlevselidir. Arka koltuklar katlanabiliyor olarak tasarlanmıştır. Rolls-Royce için bir ilk olan katlanabilen koltuk özelliği fonksiyonelliği ön plana çıkarır.

Üç kişi oturabilecek şekilde tasarlanan koltuklar, sadelik ve pratikliğin birleşimidir.
Cullinan, Manzara süiti ve Rekreasyon modülü dahil olmak üzere, koleksiyonerlerinin çeşitli yaşam tarzlarına göre özel olarak geliştirilmiş bir çok bespoke özelliğe sahiptir.
Rolls-Royce stilinde zahmetsiz heryere gidebilen bir otomobil yaratan marka, SUV segmentinde de en üst noktaya çıkmayı başardı.